aVaRMuRaT Suskunluğumuz korkumuzdan değil asaletimizdendir.
 
ORTATEPE KÖYÜ ve DAGISTAN KÜLTÜRÜ HAKKINDA KISACA
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi  
  Ana Sayfa
  İmam Şamil in Ataları
  imam Gazi Muhammed
  İmam Hamzat Beg
  İMAM ŞAMİL
  Hacı Murat
  Muhammed Emin Paşa
  Şeyh Cemalettin Gazi Kumuki
  Ömer Ziyauddin i Dagıstani
  KAFKASYA
  AVARCA HAKKINDA
  AVARCA DİLBİLGİSİ
  RESİM GALERİSİ (avar)
  DAGISTAN
  MAHAÇKALE
  ŞEYH ŞAMİL'İN KÖYÜNDE
  Türkiyede ki Dagıstan Köyleri
  ORTATEPE KÖYÜ
  ORTATEPE GENÇLERİ
  Yemeklerimiz
  ÇEÇENİSTAN
  Reklamlar
  BİRAZDA GÜLELİM
  Dost Siteler
  özlü sözler 1
  Resimli Şiirler
  Hayatı Güzelleştirme Kuralları
  Telefon mesajları - Dostluk
  Hangi gün doğdunuzu hesaplayın
  Çeçenistan Vidyoları
  Komik Vidyolar
  Kafkas Vidyoları
  Avarca Şiir Videoları
  AVARCA KLİPLER
  AVARCA ÇİZGİ FİLMLER
  AVARCA TİYATRO
  TATLI VE DÜĞÜN VİDYOLARI
  BAYRAM VİDYOLARI
  ömer ünsal videolar
  KÖYDEN KARIŞIK VİDYOLAR
  RESİMLİ ORTATEPE KÖYÜ VİDEOLARI
  DİNİ KONULAR
  Anketler
  KPSS ANAYASA
  Kadınlar
  Erkekler
  Çocuk Eğitimi Üzerine
  Eğitim Sisteminin Çarkına Düşmeden
  Hayatın Farkına Varanlar
  Yılları Heba Etmeden
  TM'DEN TMT'YE MÜCAHİT RAUF DENKTAŞ
  Canım Annem
  Mülakat Soruları
  SİZLERDEN GELENLER
  ŞİİRLER
  Ziyaretçi defteri
aVaRMuRaT
KAFKASYA

http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm

.........

Kafkas dağlarının etkisiyle oluşmuş olan Hazar ve Karadeniz çukurları ile
Büyük Step tarafından dünya uygarlıklarının merkezlerinden ayrılmış olan
Kuzey Kafkasya insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren antik
kültürün en parlak yerleşimlerinden birisi olmuştur. Elverişli iklim
koşulları, doğal kaynakların bolluğu ve çok verimli topraklar ilk çağ
ekonomisinin aşamalı gelişimi için ön koşulları oluşturmaktaydı. Kuzey
Kafkasya'da erken metal dönemi M.Ö. 6. bin yılda  Mezopotamya ve Kuzey İran'la eşzamanlı olarak başlamıştır.1897 yılında Profesör N.İ Veselovsky tarafından Maykop şehrinde (Adige Cumhuriyeti) bulunan en zengin kurgandan (tümsek mezar) adını almış olan Erken Bronz çağına ait Maykop kültürü Kuzeybatı’da Taman yarımadasına ve Güneydoğu'da Dağıstan'a kadar Kuzey Kafkasya'nın büyük bölümüne yayıldı. Maykop kültürünün doğuşu, oluşumu ve gelişimi asıl olarak Yakın Doğu'dan Trans-Kuban steplerine ve dağ eteklerine giren ferdi gruplarla ilişkilendirilmektedir. Bu gruplar Yakın Doğu'nun kültürel ve teknolojik gelişmelerini Kuzey Kafkasya'ya taşıdılar. Karışık kültürel etkileşimler bütün Avrasya sınır bölgelerinin ve Avrupa Bronz Çağı'nın en önde gelen olgularından biri olan eşsiz bir kültürün oluşumuyla sonuçlanmıştır.

Bir sonraki dönem süresince birçok yerel çeşitliliği ile Kuzey Kafkasya'nın
kültürel ve tarihi birlikteliğinin gelişiminde Maykop Kültürü asıl unsur
haline gelmiştir. Bu kültürün önemli ölçüde gelişmesi hayvancılıkla
uğraşan ve aynı zamanda katakomb ve tahta yapı kültürlerinin sahibi olan
kuzeyli kabilelerin Kafkasya steplerine kitleler halinde yayılmasıyla
gerçekleşmiştir.

M.Ö. 2. bin yılın sonunda Bronz Çağı’nın bitimine doğru Kuzey Kafkasya en geniş metal üretim merkezlerinden birisi olmuştur. Büyük Kafkas Silsilesi'nin yamaçlarında ve kuzey bölgesinin dağ eteklerinde fevkalade bir sanatla bronz parçaları üreterek ün yapan orijinal bir Koban Kültürü doğmuştur.

Silah ve metal aletlerin bölgesel yapılardaki çeşitliliği arasında
Transkafkasya ve Yakın Doğu modelleri ayırt edilebilmektedir. Bu özellik
Transkafkasya ve Yakındoğu ülkeleri ile Koban kabileleri arasındaki yakın
kültürel ve ekonomik ilişkileri kanıtlamaktadır. Kuzey Kafkasyalı
sanatçıların ürettiği eserler stepteki ticari yollar boyunca Kafkasların
eteklerinin ötesine Trakya'ya, Kuzey Karadeniz Sahil Bölgesi'ne, Volga ve
Don nehirleri arasında ki steplere kadar gitmiştir.

Geç Bronz döneminde bronz kalıbının geliştirilmesi alet ve silah yapımında
demirin ustalıkla kullanımını hızlandırmıştır. MÖ. 8. yy Doğu Avrupa'da en
önemli tarihsel dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde ilkel toplumsal
ilişkilerin yerini güçlü kabile birlikleri almış ve Rusya ile Ukrayna'nın
güney Avrupa bölgelerinde ilk devlet yapıları oluşturulmuştur. Step' de
yaşayan birçok insan göçebe ekonomik yaşantıya geçmiş ve geniş alan
göçleri ile uzun mesafe yolculukları başlamıştır. Bozkır'ın sınırsız
genişliği ayrıcı bir faktör olmaktan çok birleştirici bir unsur haline
gelmiştir. Askeri Kimmer ve Siktian kabileleri ilk defa dünya tarih
sahnesine çıkarak güçlü etkileri ile uygar Yakın-Doğu dünyasının tamamını
sarstılar.

http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm Kafkasya'nın Kuzey düzlükleri yanlarında yerli halkı da götüren
askeri göçebe birliklerin zengin Güney’e doğru yaptıkları sömürgeci
akınların geçiş noktası konumunu aldı. Tarihçiler, Kafkasya'dan Yakın-Doğu ülkelerine giden Siktian akınları için dört yol belirlediler: Meot-Kolkhis
yolu, Mamison geçidi, Derbent ve Daryal geçitleri. Bunların içinde Daryal
geçidi ana güzergah olarak düşünülmüştür. M.Ö. 6. yy'ın sonları ile 7. yy'ın ikinci yarısına ait olan dönemde Kuzey Kafkasya'da Siktian Kültürü’nün
en eski arkeolojik eserlerinin büyük çoğunluğunun bulunduğu yer Merkezi
Kafkasya'nın komşu step bölgeleridir. Kuzey-Batı Kafkasya'da Kimmerlerle
ve daha sonra Siktianlarla ilk yakın ilişki kuranlar yerel Proto-Meot
kabileleridir. Bireysel Proto-Meot kabilelerin Yakın-Doğu'da askeri
harekatlara katılmış olmaları sadece 7. ve 8. yy'lara ait Proto- Meot
silahları ve koşum takımlarının Kimmer-Siktianlarınkilerle benzer
olmasıyla değil aynı zamanda savaş ganimeti olarak Kuban steplerine
getirilmiş olan Urartu ve Asur ustalarınca yapılmış birçok eserin
varlığıyla da kanıtlanmaktadır.

http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm MÖ. 6. yy' da Kuzey-Batı Kafkasya'da iki farklı kültürün unsurları olan,
Farsça konuşan göçebe Siktianlar ile hayvancılık ve tarımla uğraşan
yerlilerin etkileşimi sonucu eşsiz sanat geleneğine sahip Meot Kültür'ü
oluşmuştur. Buranın yerlileri, Azak Denizi'nin Doğu kıyı bölgesi ile
Kuban ve Kuban ötesi stepleri de kaplayan geniş bir alanda yaşamışlardır.
Bunlar, antik dönemde yazılmış eserlerden bilinen,  Dandar Meot
kabileleri, Kerketianlar, Sindi, Psessi ve Thatei'lerdir. Doğu Karadeniz
Sahil Bölgesi’nin antik merkezleriyle yakın ticari ve politik bağlar
kurmuşlardır. Özelliklede Bosfor Krallığı kurulduğunda (MÖ. 5. yy)
kültürel ve ekonomik bağlar daha da güçlenmiştir. Zengin mezar yapılarındaki ve tapınaklarda ki birçok ithal mal bunu doğrulamaktadır.

http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm MÖ. 4. yy' da Farsça konuşan yeni bir göçebe dalgası Avrasya steplerini
hareketlendirdi. Don deltasında, Don ötesi topraklarda ve Volga boyunca
yaşamakta olan Sarmatyalılar, Ural bölgelerinden gelen akraba kabilelerin
etkili akınıyla birleştiler ve güçlü kabile birlikleri kurdular. MÖ. 3. ve
2. yy' lar da Batı’da Dinyeper ve Don arasındaki  Kuzey Karadeniz Sahil
Bölgelerindeki steplerde ve Güney’de Kafkasya'nın step bölgeleri ile Kafkas Silsilesinin eteklerine kadar olan bölgede yaşadılar. Sarmatyalıların çok geniş bölgelere yerleşmesi Sarmat kültürünün yayılmasına ve en önemlisi de yerel nüfusun "Sarmatlaşmasına" yol açtı. MÖ. 1. yy'da en önemli kabile birlikleri olan Aorsi ve Siraci'ler Avrupa'da güçlü politik bir güç haline geldiler. Roma ve Pontus'la ilişkilerini engelleyerek Bosfor'un iç
savaşlarında yer aldılar. MS. 1. yy'da Don bölgelerinde ve Kuzey
Kafkaslarda Sarmatyalı kabilelerin büyük çoğunluğunu da kapsayan yeni bir göçebe birlik olarak Alanlar ortaya çıktı. MS. 4. yy'a kadar Kafkasya
http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm düzlüklerinin ana nüfusunu onlar oluşturmaktaydılar. Silahlı komşuların
şiddetli saldırıları sonucu yerli halk yerel kültürel yerleşimlerin ayakta
kaldığı dağlara ve dağ eteklerine göç etmek zorunda kaldı.

MS. 4. yy'ın sonlarında yaşanan gürültülü olaylar Sarmat egemenliğine son veren Hun istilasıyla ilgilidir. Bu, Avrupa tarihinde yeni bir sayfa açan
"Kavimler Göçü" devrinin başlangıcıydı. Asya'nın derinliklerinden kopan
sayısız Türk kabileleri ve insanlar Kuzey Kafkasya nüfusunun etnik
kompozisyonunda, bu bölgede meydana gelen daha sonraki kültürel ve etnik süreçlerde kendini gösteren, önemli değişiklikleri de yanlarında getirdiler.

Orta Çağ'ın ilk dönemleri Kuzey Kafkasya için çalkantılı bir zamandı.
Hazarlar, Hazar Denizi Kıyı Bölgesi'nin Kuzey-doğu bölümünde güçlenirken merkezi Kafkasya, İran-Bizans savaşlarından faydalanarak dünya arenasında bağımsız bir güç olarak yeniden doğan Alanların yönetimine girdi. Kuban steplerinin Kuzeydoğu’sunda Bulgarlar Büyük Bulgaristan Krallığını kurmakla meşgulken, genç Adige Zikhi kabileleri Doğu Karadeniz Sahil Bölgesi'nde birleşiyorlardı. Hazar Hanlığı'nın kurulması Kuzey Kafkasya toplumunun ekonomik ve sosyal yapısının yeniden oluşmasında güçlü bir etki oluşturdu. Müşterek sınırlar ve Hazar Han'ının merkezi politikaları sonucu aslında Alan-Bulgarlara ait olan ortak Hazar Kültürü' nün başarılı gelişimi sağlandı. Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan Büyük İpek Yolu Kuzey Kafkasya'nın uluslar arası iş alanına dahil olmasını hızlandırırken aynı zamanda da yeni kültürel ve ideolojik düşüncelerin savunucusu olmasını sağladı. İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik Hazar nüfusunun çeşitli gruplarının geleneksel pagan inanışlarına önemli değişiklikler getirdi.
http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm
Hanlık yıkıldıktan sonra Kuzey Kafkasya'nın politik ve ekonomik yapısında
büyük değişiklikler oldu. Orta Çağ Kültürü’nün altın dönemi olan Moğol
öncesi dönem Kafkasların temel etnik yapısının oluşumunun son aşamasıydı. Bu dönem, bölgenin maden kültürünün genel görünümünün hem birçok müşterek hem de yöreye özgü özelliklerle oluşturulduğu dönemdir. Bu, metalürjide, metal işlerinde, çömlekçilik ve mücevherat sanatlarında, çiftçilik ve bina yapımlarında ve de Kafkasların ulusal giysilerinde görülmektedir.

Tatar-Moğol istilası Kuzey Kafkasya'da devletlerin ve halkların gelişimini
ekonomik altyapılarını yok etmek suretiyle uzun bir süreliğine
durdurmuştur. Golden Horde hanlarının yıkıcı, cezalandırıcı seferleri ve
daha sonra Timur'un Kuzey Kafkasya'ya düzenlediği saldırgan askeri
harekatlar Kuzey Kafkasya bölgelerinin büyük ölçüde yıkımına sebep olmuş, bunun bir sonucu olarak da 13. yy'ın başlarında oluşan etnik sınırlar
değişmiştir. Bunun en bariz örneği Kuzey-Doğu ve Merkezi Kafkasya’da
görülmüştür. Alan birliğinin kesin yenilgisinden sonra Adigeler Alan
nüfusunu kovarak güneydoğu yönünde iç bölgelere girdiler ve yavaş yavaş
günümüz Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes bölgelerini işgal ettiler.

Meotlara ait zengin eserlerin bulunduğu bir yerleşimin yakınındaki bir
köyden adını alan ve "Belorechenskaya" olarak adlandırılan bu zaman dilimi geç Adige Orta Çağ Kültürünün altın dönemiydi. Çeşitli savaş aletleri, mücevherat, bel kemerleri, gümüş kaplar ve Venedik camı bu kültürün zenginliğini ve Batı ile Doğu dünyalarıyla olan yaygın kültürel ve ticari bağlantılarını göstermektedir.

Bu, Kuzey Kafkasya'da  5 bin yıl boyunca meydana gelen tarihi süreçlerin
kısa bir özetidir. Maddi kültür eserleri üzerine yapılan araştırmalarla
mezarlar, antik kamplar ve yerleşimler, kült yapılar, Meotlarla ilgili
bilgi ve Kuzey Kafkasya insanlarının tarihiyle ilgili birçok dönem gün
ışığına çıkartılmıştır. Kendi başına bir bilim olan Kafkasoloji
oluşturulmuş ve çok ciltli önemli eserler basılmıştır fakat her yıl yeni
maddeler ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden bilim adamları bilimsel kavramları
yeniden gözden geçirmeli, düzeltmeli ve genişletmelidir. Kuzey Kafkasların
zengin toprakları günümüze kadar bir çok gizemi saklamıştır fakat gün
geçtikçe bu gizemleri ortaya çıkartma şansı giderek azalmaktadır.
Tarlaların sürülmesi, sulama çalışmaları, bent ve boru hatları yapımları
sebebiyle ortaçağ ve antik döneme ait çok sayıda eser kaybolmaktadır.
Bundan dolayı aktif arazi kullanımının olduğu yerlerde geniş alan koruma
çalışmalarının etkinliği ve muhafazası öncelik kazanmıştır. Moskova,
Saint- Petersburg, Krasnador bölgesi, Stavropol, Adige, Dağıstan, Osetya,
Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, İnguşetya ve Çeçen Cumhuriyeti'nin
arkeologları tarihsel ve kültürel olarak zengin olan bu bölgenin kültürel
mirasını koruyabilmek için son on yılda aralıksız mücadele vermektedirler.

Bu çalışmalar 1981 yılında Doktor A. M. Leskov öncülüğünde kurulan Devlet Doğu Eserleri Sanat Müzesi’nin Kafkasya Arkeolojik Araştırmalar Bölümü'nün de ilgi alanındadır. 17 sezonluk alan kazıları süresince Kuzey-Batı Kafkasların ve Merkezi Kafkasya halklarının antik ve ortaçağ dönemlerine ait en zengin eserlerine ulaşılmıştır. Çıkarılan eserler arasında yerel sanatçıların eşsiz çalışmaları ile antik döneme ve doğuya ait eserlerinin gerçek şaheserleri yer almaktadır. Bu eserler Devlet Doğu Eserleri Sanat Müzesi arkeoloji koleksiyonunun temelini oluşturmakla beraber Karaçay-Çerkes ve Stavropol bölgelerinde Doktor V. S. Flerov ve  Doktor Kozenkava yönetiminde Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsünün kazılarında bulunan ilginç eserlerle de desteklenmiş ve bu eserler Müzemiz' in denetimine bırakılmıştır.

http://daghestan.tr.gg/------Ana-Sayfa.htm
Dost Siteler  
 

SİTEYİ NASIL BULDUNUZ
SÜPER
EH İŞTE
GÜZEL
İDARE EDER
İYİ DEĞİL

(Sonucu göster)


 
Reklam  
   
ORTATEPE KÖYÜ TARİHİ  
  600 yıllık Osmanlı imparatorluğunun ileri uç kalesi olan Kafkasya’nın Dağıstan bölgesinde yaşayan atalarımız İmparatorluğun zaafiyete uğramasıyla 19.yüzyılda amansız bir Rus istilasına maruz kalmışlardır.Her türlü imkansızlığa rağmen,sayı ve silah bakımından kuvvetli olan Rus ordularına karşı din,namus,vatan ve haysiyetleri uğruna cihat ilan eden Şeyh Şamil önderliğinde 36 yıl gibi uzun bir süre kahramanca savaşan atalarımız,Osmanlı İmparatorluğundan beklenilen yardım kendilerine zamanında ulaşmaması nedeniyle gelişen olumsuz şartlar nedeniyle istemeyerek mücadeleyi bırakmak zorunda kalmışlardır. Ancak Rus esaretinde yaşamaktansa kutsal topraklar addettikleri Osmanlı İmparatorluğuna göç etmeyi tercih eden atalarımız 1859 yılından itibaren akın,akın göç etmeye başlamış ve yazın Kahramanmaraş ili Göksun ilçesinin 5 Km kuzeyinde yer alan Deve Mağarasında konaklamışlar , kışın ise Andırın üzerinden Adana Çukurova Ovası göç etmişler ve şekilde 5 yıl göçebe hayatı yaşamışlarıdır.

Kafkasya’da yüksek dağların eteğinde bulunan yaylalarda yaşamaya alışmış olan bu insanlar ; aşırı sıcak ve sivrisineği ile ün salmış Çukurovasında yaşamaktansa anavatanlarındaki yaşam tarzlarına uygun olan Göksun ovalarında yaşayıp yerleşmeyi tercih etmişlerdir .O zamanlardaki isimleriyle Tetir, Kırcainek ve Hevlekli dağlarının ortasında yer alan tepenin eteklerinden arazi satın almışlar ve1862 yılında yerleşik hayata geçmek amacıyla ilk evin temelinin atmışlardır.Yerleşim yeri olarak seçilen tepenin yukarıda bahsedilen dağların arasında yer almasından dolayı Ortatepe denilmesi nedeniyle aynı isim köyede verilmiştir.Kuralan köyün ismi o tarihten itibaren Ortatepe olmuştur.Müslüman müslümanın kardeşidir pirensibiyle atalarımıza kucak açan Anadolu insanlarının yardım ve destekleriyle bu toprakları yurt edinmişlerdir.Ortatepe köyü işte bu yiğit insanların kurduğu ve halen torunlarının yerleşik halde yaşadığı şirin bir köydür.
 
ORTATEPE KÖYÜ ANA DİLİ  
  Ortatepe Köylülerinin ana dili şu anda Dağıstan’da konuşulmakta olan Avar Dili’dir.Anadillerinde kendilerini Maarulav (Dağlı) olarak adlandıran Ortatepeliler Kafkasyanın yerli halklarından olan Avarlardandır.Köyde sürekli ikamet edenlerin tamamı Avar kökenlidir. Değişik amaçla köye gelenlerin geçici meskenlerde yaşadıkları ve işlerinin bitiminde köyden ayrıldıkları görülür.Köyde hala anadil olan Avarca konuşulmakta olup, yeni nesilde azalan oranda anadillerini kullanma eğilimi görülmektedir.Bu şekilde devam etmesi halinde yakın tarihte Avarca’nın unutulması kaçınılmaz görülmektedir. İLK KÖYÜ KURANLAR Köyü ilk kuranlar 16 kişi idiler.bunların bilinen önde gelenleri ise1859 yılında başlayan göçle birlikte Göksun ovasına gelen Abdulkerim, Davut, Ali, Hacımehmet, Ramazan, İsmail, Mehmet ve Şamsu aileleridir.Bir kaç ailede 93 harbinden sonra gelmişlerdir.  
ORTATEPE KÖYÜ EKONOMİK DURUMU  
  1980 yılına kadar tarım ve hayvancılıkta önemli bir yere sahip olan Ortatepe Köyü ,son zamanlarda gençlerin eğitim ve kendi işlerini kurmak amacıyla köyden ayrılmaları ve bir daha geri dönmemeleri nedeniyle köyde tarım hayvancılık eski cazibesini kaybetmiştir.Ancak köyde yerleşik olarak hayatlarını sürdürenler küçük çaplı olsa da tarla bitkileri ve hayvancılık üzerine çalışmalarını sürdürmektedirler.Köyün ekonomik olarak gelişmesi için alışılagelmiş tarla bitkileri ekimi yerine meyvacılık ve sebzeciliğe yönelmesi ve klasik hayvancılık yerine modern besi ve mandracılığa meyil etmesi arzu edilmekte bu alanda çalışmalar sürdürülmektedir.Bunun yanı sıra tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi yatırımlarının yapılması için araştırma ve fizibilite çalışamları yapılmaktadır.  
ORTATEPE KÖYÜNDE ALT YAPI  
  Köyde 1980 yılından itibaren elektrik verilmiş bulunmaktadır. Her iki mahalleye 1965 ve 1970 yıllarında ikişer çeşme yapılmış daha sonra bu çeşmelere gelen suyun yetersiz ve sağlıksız olması nedeniyle 1990 yılında tekrar yeni bir su şebekesi yapılmış olup, her evde son derece sağlıklı ve kaliteli içme suyu bulunmaktadır. 1998 yılında ise her eve sabit telefon hizmeti ve 2006 yılından itibaren hızlı internet hizmeti verilmiştir. Ayrıca köyümüzde 1999 yılından itibaren Telsim, 2000 yılından itibaren Avea ve kısmen olsa da 2001 yılından itibaren Turkcell kapsama alanına girmiş bulunmaktadır.Köyü ilçeye bağlayan yol ise 2002 yılında asfaltlanmış bulunmaktadır.
Gerek ilçeye yakın olması ,gerekse uygun coğrafik ve iklim şarlarının yanı sıra bütün kamu hizmetlerinin eksiksiz olarak verilmiş olması nedeniyle Ortatepe Köyü yaşanmaya değer bir safiye yeri olup ,gün geçtikçe emeklilerimizin ilgi odağı haline gelmektedir.Her yıl düzenlenen Geleneksel Bahar Bayramı, köyün birlik beraberliği ile gelişimine katkı sağladığı görülmektedir.
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bu dilden firar eden her söz Yaydan çıkmış ok gibi Kelimeler bazen bir hazine Bazen dermansız bir dert tipi